Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Büyük Şeytan Amerika ve onun gayri meşru çocuğu gasıp Siyonist rejim, yandaş bölgesel iktidarlarla beraber İslam ümmetinin toprakları olan Ortadoğu coğrafyasını emperyalizmin sofrasına yatırabilmek için var güçleri ile çalışıyorlar.
Tabi bir de “antiemperyalist cephe” var. Henüz örgütlenmesi ve resmiyeti tamamlanmamış bu cephe, bir yandan direniyor, bir yandan şekilleniyor.
Fikri, siyasi ve eylemsel karşı koyuş ve duruşuyla “küresel emperyalizm”e karşı oluşan “direniş cephesi”nin fiili liderliğinin “İslam İnkılabı” olduğu bir kez daha aşikârlaştı.
Amerika, bazen “ya benimlesin ya da karşımda” diyerek tehditvari, bazen “stratejik ortaklık” ya da “ortak çıkarlar” söylemleri ile yumuşak kandırmacalarla bölge ülke, teşkilat, yönetim ve kanaat önderlerini “İslam inkılabı”na karşı yanında saf tutmaya zorluyor.
Saf bağladığı dostları eli ile de bölge halk ve toplumlarının dönüştürülmesi, “Amerikan İslamı”nın içselleştirilmesi ve “İslam İnkılabı”nın yanlızlığa itilmesi için yoğun bir çaba sarf ediyor.
Bölgede ardı adına küresel çapta etki açığa çıkaracak gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmelerden ikisini değerlendireceğiz. Ülkemizin de merkezde olduğu bu gelişmeleri yukarıdaki girizgâh muvacehesinde okumaya çalışalım.
Barış! Yeni savaşlar için mi?
Yaklaşık otuz yıllık silahlı mücadele ve nice kanların heder olması ardından terör örgütünün “silah bırakma ve sınır dışına çıkma” kararı, onun yaşamı boyunca en büyük hamisi “küresel şeytan”ın bilgisi dışında mıdır?
Dört bir yandan “kan dinecek, barış gelecek” propagandası pompalanıyor. Gelişmeyi etraflıca analiz etmek isteyenler “aleyhte konuşan barış düşmanıdır, haindir” ithamları ile yıldırılıyor. İthamları göze alarak olayın üzerinde ki örtünün ucundan bir parça olsun kaldıralım.
Büyük Şeytan’ın karakteri gereği böyle bir olayda direkt ya da dolaylı olarak belirleyici olmadığını iddia etmek inandırıcı değildir. Yine de gelişim her nasıl olursa olsun bu olaydan en karlı çıkacak olan “küresel şeytan”dır.
1- Kangrene dönüşmüş yüz yıllık bir meseleyi çözme rolünü kapmış yönetimin iktidarı yerleşik hale geliyor. Gücüne güç katıyor.
2- On yıllık süreçte Türkiye’de İslamcılığı evrimleştirerek “Amerikan İslamcılığı”na dönüştürüp, NATO’nun neferi olunmasının içselleştirilmesini başarmış “muhafazakâr iktidar”ın rakipsiz hale gelmesi “küresel emperyalizm”in gökte ararken yerde bulduğudur. Zira Türkiye İslamcılığının evrimleştirilmesi ve kontrol altına alınması tecrübesinin tüm Ortadoğu halklarına uyarlanması mümkün olabilecektir.
3- Küçük çaplı bir orduyu donatabilecek donanımlı insan gücü, silah ve lojistik malzeme herhalde dereye dökülüp, örgüt elemanları tatile gönderilmeyecek? Hazır, donanımlı, otuz yıllık gerilla savaşı tecrübesi edinmiş örgütü Irak merkezi hükümetine karşı kullanmak, ya da İran’a karşı PJAK’ı canlandırmak, ya da Suriye cephesine kaydırmak!. Seçenek çok!.
İsrail diz mi çöktü?
Her ne kadar İsrail Başbakanı Netanyahu özrün gerekçesini: “Niçin özür diledik? Suriye meselesi İsrail’e zarar verir hale geldi. Türkiye ile beraber hareket edebilmek için özür diledik” şeklinde, Cumhurbaşkanı Peres ise: “Bizim görüşmeler de bir şartımız vardı; HAMAS’ın İsrail’e saldırmaması” sözleri ile izah etse de Türk kamuoyu ve matbuatı İsrail’in özrünü tarihi bir zafer olarak yorumladı.
İsrail, özür ve tazminatı “ademi mesuliyet” (yani yaptıklarından sorumlu tutulmama) şartına bağladığını ve bunun Türk hükümetince kabul edildiğini deklare etti.
Böylece İsrail’in uluslararası sularda sivil bir gemiyi basıp insanları öldürmesi, gemiye el koyup içindekileri esir etmesi meşrulaşmış oldu!
Söylenecek söz çok. Ancak esas soru şu: “İsrail hakikaten özür dilemiş bile olsa bunun anlamı nedir?” Cevap olarak deniyor ki; eskisi gibi Türkiye-İsrail birlikteliği, ticaretin geliştirilmesi, ortak tatbikatlar, ihaleler, İsrailli turistler, daha çok para ve bölgeye birlikte çeki düzen verme… işbirliği-işbirliği-işbirliği!..
Siyonist İsrail, İslam ümmetinin kalbine saplanmış bir hançer değil midir? Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa Siyonist işgal altında değil mi? İsrail’le iş tutmak en hafif yorumla onu meşrulaştırmak değil midir? İslam ümmetinin düşmanı ile iş tutmanın dindeki karşılığı nedir?
Sonuç
Büyük Şeytan hakikaten dünyayı doğru okuyabiliyor. “İslam İnkılabı”nın derinden tüm dünya dengelerini sarstığını görüyor. Onun için birlikte hareket edebileceği iktidar ve örgütlerin yerel problemlerini aşıp “esas düşman”a yani “İslam İnkılabı”nın şahsında şekillenen “antiemperyalist cephe”ye yönelmelerini istiyor.
Amerika, Katar’dan başlayıp Suud ve Ürdün’den Azerbaycan’a ulaşan bir hilalle inkılabı kuşatmaya çalışıyor. Büyük Şeytan, gasıp Siyonist rejim, kukla iktidarlar, yandaş cemaatler aynı safta!
Ağızlarını her açtıklarında, kalemlerini her yonttuklarında “Şii hilali Sünniliği kuşatıyor” diyerek sanal bir tehlike ile ümmete korku salmaya çalışanlar, zil takıp oynayın. Zira bu sanal değil bir gerçek;
Amerikan hilali Şiiliği kuşatıyor!
Kemal Şükrü SEVİNDİK